Büyük İslam Düşünürleri

0
1.068 views
Büyük İslam Düşünürleri
Büyük İslam Düşünürleri

 

Merhaba arkada?lar, bu sayfada sizlere ?slam Dünyas?nda en önemli yerlere sahip olan büyük islam dü?ünürlerini tan?taca??m. ?slam dininde alimlere büyük önem verilir ve sayg? gösterilir. Peygamberimizin de alimler hakk?nda öven hadisleri vard?r. A?a??da tan?t?lan islam alimleri gerçekten de ?slam dinine yön vermi? çok büyük islam dü?ünürleridir. Fakat bu dü?ünürlerin baz?lar? modernist ve yenilikçi oldu?u için bir tak?m ba?nazlar?n ve a??r? tutucu köktendincilerin ele?tiri ve sald?r?lar?na maaruz kalm??t?r. Hatta bunlardan bir tanesi büyük ihtimalle onlar taraf?ndan öldürülmü?tür (Ali ?eriati). ?slam dini ho?görü dini olmas?na ra?men, bunu bilmeyen baz? insanlar din konusunda farkl? dü?üncelere hiç tahammül edemezler ve dü?manca tav?rlarda bulunurlar. Sonuç olarak sevenleri ve nefret edenleriyle birlikte onlar ?slam tarihinde büyük dü?ünce ak?mlar?n? ba?latan ve yön veren ki?iler olmu?lard?r.

??te ?slam Tarihindeki En Önemli Dü?ünürler

Ali ?eriati

 

<p>Ali ?eriati”/></p>
<p><strong>Ali ?eriati</strong> (Farsça: ??? ???????) (d. 1933, Sabzevar – ö. 1977), ?ranl? Müslüman sosyolog, aktivist, dü?ünür ve yazar; özellikle din sosyoloji ve ça?da? ?slam dü?üncesi üzerine eserler vermi?tir. Marksist dü?ünceden yapt??? al?nt?lar ve türetmeler ve bunlar?n kendi zaman?ndaki ?ran’a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kriti?i ile birlikte ça?da? ?slam dü?üncesi ve devrimcilik aç?s?ndan ortaya koydu?u çe?itli sonuçlar ve yaratt??? ilgi sebebiyle, gerek önemli ça?da? ?slam dü?ünürleri aras?nda gerekse ?ran’daki devrimci ?slam’?n babas? ve ?ran ?slam Devrimi’nin ba? dü?ünürü olarak an?ld??? olmu?tur.[1][2][3] Dü?ünceleri genel olarak “?slam’a dönü?” -“öz”e dönü?- ba?l??? alt?nda toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanmas?, sosyoloji vurgusu yapmas? ve Bat? metodolojisini, çe?itli aç?lardan ele?tirmekle birlikte çe?itli aç?lardan yap?c? bir ?ekilde kullanmas? (ki sosyoloji gibi çe?itli bilimler ve Bat? dü?üncesinde ortaya ç?kan çe?itli fikirlerin, örne?in baz? Marksist fikirlerin, ?slam’?n özünde de daha farkl? bir ?ekilde ortaya kondu?unu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak oldu?u gibi gelenekçi görü? ve kesimlere ele?tirel yakla??r nitekim bu sebeple ele?tirildi?i veya çeli?ki ile suçland??? olmu?tur.[4][5] Bu tarz?ndan yola ç?karak kendisi hakk?nda “sosyolojiyi ?slamla?t?rmaktan” ziyade “?slam’?n sosyolojik” bir okumas?n? yapt??? da söylenmi?tir.</p>
<h2>Hayat?</h2>
<h3>Çocuklu?u</h3>
<p>?eriati 1933 y?l?nda Mazinan, Sabzevar, ?ran’da do?du. Babas? ilerici milliyetçi bir ö?retmen olan muhammed taki’dir. E?itim y?llar?nda ilk kez ?ran’?n daha a?a?? s?n?flar?ndan insanlarla tan??t?, var olan fakat bilmedi?i yoksulluk ve zorluklarla tan??mas? bu dönemde oldu. Ayr?ca ayn? dönemde Bat? felsefi ve siyasi dü?üncesiyle de tan??m??t?r. Modern sosyoloji ve felsefenin bak?? aç?s? ve bunun geleneksel ?slami prensipler ile harmanlanmas? arac?l???yla Müslüman toplum ve topluluklar?n kar??la?t??? sorunlar? aç?klamaya ve çözümler bulmaya çal??m??t?r. ?eriati Mevlana ve Muhammed ?kbal’den büyük ölçüde etkilenmi?tir.</p>
<h3>E?itimi</h3>
<p>Lisans?n? ?ran’da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi’nde doktoras?na ba?lad?. Burada, 1964 y?l?nda Sayfuddin’den “Belh’in Faziletleri Tarihi” isimli bir el yazmas?n?n notland?r?lm?? bir farsça çevirisini yaparak Edebiyat dal?nda doktor olmu?tur. Daha sonra ?ran’a dönmü?, fakat hemen ?ah yönetimi taraf?ndan tutuklan?p hapsedilmi?tir. Yönetim onu Fransa’dayken devleti y?k?c? siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlam??t?r. Daha sonra 1965’te serbest b?rak?lm?? ve Me?hed Üniversitesi’nde e?itim vermeye ba?lam??t?r.</p>
<h3>Ölümü ve etkileri</h3>
<p>Dersleri k?sa sürede farkl? toplumun farkl? kesimlerinden ö?renciler taraf?ndan be?enilmi? ve popülerle?mi?tir. Bunun sonucu yönetim Üniversite’yi zorlayarak onun e?itim vermesini engellemi?tir. Bunun üzerine ?eriati Tahran’a giderek Hüseyniye-i ?r?ad Enstitüsü’nde ders vermeye ba?lam??t?r. Yine büyük bir popüleriteye ula?an dersleri, yine toplumun her kesiminden ö?rencileri etkilemi?tir. ?eriati’nin görü?lerine ilginin artt??? orta ve yüksek s?n?flardan ö?rencilerin olmas? dikkat çekiciydi. Bu ilgi de ?ah yönetiminin ?eriati ile baz? ö?rencilerinin tutkulanmas? emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt d???ndan gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest b?raksa da çe?itli ?artlarla tahliye edilmi?ti: kesinlikle herhangi bir e?itim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir ?ey yay?mlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplant? yapmayacakt?. Ayr?ca devletin güvenlik örgütlerindenSAVAK onun yak?n çevresini yak?n gözetim ve denetim alt?nda tutacakt?. ?eriati bu ?artlara kar?? ç?karak ülkesini ?ngiltere’ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977’de SAVAK taraf?ndan öldürüldü.</p>
<div>
<div><img src= 

Tahran’?n büyük hastanelerinden birine ?eriati’nin ismi verilmi?tir.

Devrim öncesi ?ran’?n en önemli ve etkili felsefi liderlerinden say?lan ?eriati’nin görü?leri bugün hâlâ ?ran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki ?slami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban s?n?f?n?n konumu ve e?itlik anlay???na kar?? ç?kan kesimler taraf?ndan be?enilmektedir.

?eriati’nin dü?ünsel çal??malar? sadece devrim öncesi ve sonras? ?ran’? de?il, dünya çap?nda ?slamc? topluluk ve dü?ünceler ba?ta olmak üzere birçok ki?i ve grubu etkilemi?tir. Çe?itli dini kavramlara yakla??m?, ruhban s?n?f?n?n ele?tirisi ve ?slamc?l?k hareketinin içinde kabul edilen çe?itli ç?kar?mlar?yla ilgi çekmi?tir.

?eriati, ayr?ca Martinikli Marksist dü?ünür ve ?air Frantz Fanon’un “Yeryüzünün Lanetlileri” isimli eserini, Jean Paul Sartre’dan “?iir Nedir” ve Frans?z oryantalist ve ayn? zamanda katolik papaz olan Louis Massignon’dan “Selman-? Pak” adl? eserleri Farsçayaçevirmi?tir.
Birçok eseri bulunan Ali ?eriati’nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmi?tir.

Eserlerinden baz?lar?

Dine Kar?? Din Ayd?nlara Umut Ça?r?s? ?nsan?n Dört Zindan? Hacc Bir Kez Daha Ebu Zer Medeniyet ve Modernizm Muhammed Kimdir Sanat Toplumbilim Üzerine Yaln?zl?k Sözleri / I-II ?slam’? Anlamak Kapitalizm Uyan?yor Mu Kur’an’a Bak?? Medeniyet Tarihi / I-II ?deallerin Yenilgisi ?ktisar Sosyolojisi I / Kapitalizm ?ktisat Sosyolojisi II / ?slam ekonomisi ?ktisar Sosyolojisi III / Marksizm ?slambilim / I-II Dine Kar?? Din A?k ve Tevhid Dua Ebu Zer Fat?ma Fat?mad?r Kendini Devrimci Yeti?tirmek ?slam ve S?n?fsal Yap?s? ?nsan

?bn Teymiye

?bn-i Teymiyye (Arapça: ??? ????? ???? ?? ????? Taqi ad-Din Ahmad Ibn Taimiyya, 1263-1328, Hicri: 661-728) Selefiyye / Ehli hadis anlay???n?n en önemli alimlerinden say?lan [1], ve görü?leri çe?itli ?slam alimlerini ve ak?mlar?n? etkilemi? olan ?slam alimi ve dü?ünür.

Hayat?

Tam ad? Ebu’l-Abbas Tak?yyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye olan ?bn Teymiyye Suriye’nin kuzeyindeki Harran’da Hicri takvime göre 661 y?l?n?n 10 Rebiulevvel’inde do?mu?tur. Do?um tarihinin 12 Rebiulevvel oldu?unu söyleyenler de olmu?tur. Mo?ol istilas? yüzünden, çocukken ailesiyle birlikte ?am’a (D?ma?k) gitmi?lerdir. O dönemlerde ?am bilim ve kültür aç?s?ndan da çok önemli bir ?ehirdi. Mo?ol istilalar? döneminde do?mas? ve yeti?mesi onun karakterini etkilemi?, siyasi dü?üncesinde de yans?malar? olmu?tur.

?bn Teymiye’nin babas? da bir alimdi ve ?am’a geldikten sonra oradaki Emeviye Mescidi’nde bir ders ve vaaz kürsüsüne sahip olmu?tur. Dedesi de büyük bir ?slam alimi olan ?bn Teymiye ailesi taraf?ndan küçük ya?lardan itibaren ilmi bir kariyere yöneltilmi?tir. ?lk e?itimini ailesinden, özellikle babas?ndan alm??t?r. Öncelikle Kur’an tahsili görmü?, daha sonra hadise yönelerek hadis çal??malar?na ba?lam??t?r. Bu s?ralarda Hanbeli f?kh?yla da ilgilenmi? bu konuda da çal??maya ba?lam??t?r. Bunlar?n d???nda Arap dili grameri ve Arap tarihiyle de ilgilenmi?tir. Felsefe ve mant?k konusunda yapt??? tenkitler dü?ünülürse büyük ihtimalle felsefe ve mant?k ilimleriyle de ilgilenmi?, bu konularda çe?itli ara?t?rmalar yapm??t?r. Kendisi daha 21 ya?lar?ndayken babas? vefat etmi?tir. Babas?n?n vefat? üzerine genç ya??na ra?men babas?n?n ders grubuna da hocal?k yapmaya ba?lam??t?r.

?bn Teymiye fakih (hukuk alimi) ve muhaddis (hadis alimi) ki?ili?inin yan? s?ra akaid konular?nda da çe?itli söylemlerde bulunuyodu. Özellikle ya?ad??? dönemlerde yayg?nla?maya ba?layan sufizme kar??, ço?unlukla isim vermeden genel tenkitlerde bulunmu?tur. Bu konuda çe?itli risaleler de kaleme alm??t?r ki, genel söylemi ve bunlar sufizm ele?tiri aç?s?ndan onu önemli bir konuma koymaktad?r. Özellikle Muhyiddin ?bn-Arabî’nin görü?lerine kar?? getirdi?i ele?tiriler bu alanda önemli bir yere sahiptir.

Akaid konular?nda E?’ariyye mezhebine ters dü?en dü?ünceleri vard?, akli veya felsefe ile mant??a dayanan yorumlardan kaç?nmaktayd?. Bu dönemin E?’ariyye mezhebine ba?l? olan idarecilerini ve halk?n büyük bir k?sm?n? ona kar?? olmaya itmi?tir.

Bu s?rada geli?en bir Mo?ol istilas? kar??s?nda da aktif biçimde rol alm?? ve sava?m??t?r. Özellikle sava?taki konumu, halk? ?srarla sava?a davet etmesi onu di?er birçok alimden ay?rm??t?r.

Bu tip muhalif yönleri nedeniyle birçok dü?man edinmi?tir. Davet üzerine M?s?r’a gitmeye karar vermi?tir. Burada çe?itli ?eyler bahane edilerek, genel olarak haks?z diye yorumlanan bir ?ekilde zindana at?lm??t?r. Zindanda yakla??k bir buçuk sene yatt?ktan sonra serbest kalm??t?r. Zindanda kald??? bu dönemde çe?itli i?kencelere de maruz kalm??t?r.

Bundan sonraki dönemde M?s?r’daki sufilerle aras?nda büyük çat??malar ortaya ç?km??t?r. S?k s?k tart??malara giriyor, büyük tenkitlerde bulunuyordu. Bu durum bir süre sonra idarenin tepkisini çekmi? bu genel karga?a ve tart??ma ortam?n? yat??t?rmak için Teymiye yeniden hapsedildi. Yine de bu hapis süreci ilkine oranla daha hafif geçmi?tir, zira bu sefer dönemin kad?lar? onun yan?nda yer alm?? onun daha iyi ?artlar alt?nda ceza görmesini sa?lam??lard?r. Zaten k?sa bir süre sonra da serbest b?rak?lm??t?r. Fakat devrin yeni idaresi onun ?skenderiye’ye sürülmesi karar?na var?r ve ?bn Teymiye ?skenderiye’ye gider. M?s?r taht? yeniden el de?i?tirince, ?bn Teymiye Kahire’ye davet üzere geri dönmü?tür.

Ellili ya?lar?ndayken Mo?ollara kar?? bir sava? ça?r?s? üzerine, tekrar ?am’a hareket etmi?tir. Fakat sava? gerçekle?memi?tir. Yine de ?am’da ikamet etmeye devam eden ?bn Teymiye f?k?h konusuna a??rl?k vermi?tir. Her ne kadar Hanbeli mezhebini takip etse de, mezhebe tamamen ba?land??? söylenemez. Zaman zaman dört f?k?h (hukuk) mezhebinin görü?lerine ters görü?leri de oluyordu ve bunlar? aç?klamakta tereddüt duymuyordu. ?darenin bu davran???n? yasaklamas?na ra?men, ?bn Teymiye dört mezhebin görü?leriyle ters dü?tü?ü durumlarda kendi görü?ünü sunmaktan ve fetvavermekte geri durmam??t?r.

?darenin yasa?? tekrarlamas?na ra?men ?bn Teymiye’nin davran???n? sürdürmesi sonucu, ?bn Teymiye ?am kalesinde hapsedildi. Yakla??k alt? ay hapiste kald?ktan sonra serbest b?rak?ld?. ?bn Teymiye f?k?h çal??malar?na a??rl?k vererek devam etse de, di?er konularda da çal??malar?na devam eder. Bu s?ralarda kar??t? gruplar onun eski fetvalar?ndan birini ortaya atarak onun idare ile aras?n?n aç?lmas?na neden olmu?, sonuçta ?bn Teymiye tekrar hapsedilmi?tir. Hapis süreci içinde bask? artm?? ve sonunda onun hapiste okuyup yazmas? da yasaklanm??t?r. ?bn Teymiye iki y?l sonra, 1328’te, yakaland??? bir hastal?k sonucu vefat etmi?tir.

Dü?üncesi ve çal??malar?

?bn Teymiye çok yönlü bir ki?iliktir, ?slam hukuku (f?k?h), hadis ilmi ve siyasi dü?ünce ba?ta olmak üzere birçok konuda uzmanla?m??, önemli eser ve görü?ler sunmu?tur. ?bn Teymiye bir mezhep kurma arzusunda olmad??? gibi, arkas?ndan bir mezhep de kurulmam??t?r. Yine de bir anlay?? ve okulun öncüsü olmu?, ondan sonra bu okulu takip eden birçok ünlü alim olmu?tur; ?bn Kesir gibi.

F?k?h (?slam hukuku)

F?k?h konusunda her ne kadar özgün dü?ünceleri de olsa da ?bn Teymiye genel anlamda Hanbeli mezhebini takip etmi?tir. Hanbeli mezhebini takip etmesinin en büyük nedeni Kitap ve Sünnete ba?l?l???d?r. Fakat baz? konularda di?er mezheplerin görü?lerini de benimsemi?tir. Yine baz? konulardadört imam?n görü?lerinin d???nda kalan özgün dü?ünce ve görü?leri de vard?r. Bunlardan en ünlü ve önemlilerinden biri de bo?anman?n yemin olarak kullan?lmas? konusundaki görü?üdür; bo?anman?n yemin olarak kullan?lmas?n? do?ru bulmam??, ço?unlukla bu yemini eden ki?inin e?ini bo?amak gibi bir niyeti olmad???n? belirtmi? ve bu nedenle bo?anma yemin konusu yap?lmas?n?n bo?anmaya yol açmayaca??n? söylemi?tir. Bu görü?ünü Ehl-i Beyt imamlar?ndan yapt??? baz? rivayetlerle de desteklemi?tir. Bunun d???nda zaman zaman dört mezhep imam?n?n görü?lerine muhalif görü?ler de beyan etmi?tir.

Siyasi dü?üncesi

?bn Teymiye insan?n f?trat? gere?i medeni oldu?unu, ba?ka bireylerle birle?meye hem ç?kar de?i?imi hem de tehlikeleri bertaraf etmek için ihtiyaç duydu?unu dü?ünmü?tür. Buna göre, onun dü?üncesinde, topluluk içinde faydal? sonuçlar verecek eylemleri desteklemek ve emretmek, zararl? sonuçlar verecek eylemleri yasaklamak için toplulu?un bir idareciye ihtiyac? vard?r. Bu idareciye itaatin gerekli?i oldu?unu, fakat itaat gibi nasihatin de gerekli oldu?una vurgular; ona göre “din nasihattir“.

Bunun d???nda kamu görevi, ba? idareci ve idareci s?n?f?n özellikleri, otorite, devletin görevleri ve di?er alimlerden farkl? olarak devletin iktisadi siyaseti hakk?nda da görü? belirtmi?tir. Ona göre devletin iktisadi ya?ama müdahalesinde, özgürlük esas al?nmal?d?r. Özgürlü?ün esas al?nmas?nda iki noktaya dikkat eder;

Dinin bu ekonomik unsurlar hakk?nda belirlemi? oldu?u s?n?rlar, Özgürlü?ün kamu yarar?yla çat??t??? durumlar.

?bn Teymiye’nin adalet prensibi, yöneticinin seçimi, devletin dini ve ahlaki konulara müdahalesi, bireyin iktisadi özgürlü?ü ve çal??man?n toplumsal de?er konusundaki fikirleri de çarp?c?d?r.

?bn Teymiye’nin modern zamanlarda en çok vurgulanan fikri de devletin ahlaki ve dini temellere oturmas?, dini kanunlara ba?l? olmas? gerekti?ini dü?ünmesidir. Ahlaki ve dini temellere dayand???n? ileri süren, dini kanunlar? benimsedi?ini ilan eden her türlü devlet yap? ve biçiminin de sürekli olarak ö?üt ile geli?tirilmesi ve sergilenen eksikliklerin böyle kapat?lmas? gerekti?ini savunurken, ahlaki ve dini temellere dayanmayan, dini kanunlarla hükmetmeyen devletin me?ru olmad???n? öne sürmü?tür. Bu konudaki aç?klamalar? onun dönemindeki, ?slam’? seçse de kültürel, hukuki ve siyasi geleneklerini koruyup, uygulamaya devam eden baz? Mo?ollara kar?? verilmi?tir. Teymiye’nin bu görü?leri büyük oranda Kur’an’da Maide suresi 44. ayetin tefsirine dayan?r. Ayetin Türkçe meali ise ?öyledir:

“Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat’? indirdik. Kendilerini Allah’a teslim etmi? peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostlar? ve ilim adamlar? da Allah’?n kitab?n? muhafaza etmekle görevli olmalar? ve üzerine ?ahit olmalar? dolay?s?yla onunla hüküm verirlerdi. Art?k insanlardan korkmay?n, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya de?i?meyin! Ey hakimler, her kim Allah’?n indirdi?i hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir.”[1]

Yine de ?bn Teymiye’nin bu görü?lerini devrimci bir görü? olarak sunmamak gerekir, zira genel olarak ümmet uzun vadede varl???n?n sorunsuz devam?n?n, ülke ve dinin korunmas?n?n; yöneticinin veya yönetim biçiminin niteliklerinden daha önemli oldu?unu vurgular. ?slam alimlerindeki geleneksel “bir gecelik anar?i bin y?ll?k zalim sultan?n yönetiminden daha kötüdür” fikri ?bn Teymiye’de de bulunur. Nitekim kendisi dönemindeki saltanat ?eklindeki ?slami devlet yap?s?n? ele?tirmi? olsa da bu yap?ya kar?i ayaklanmam??t?r. Yine de yönetim me?ruiyeti konusunu ?eriat aç?s?ndan ele almas? önemlidir. Özellikle ?slam devletler hukuku aç?s?ndan ?bn Teymiye’nin bu ç?kar?mlar? önemlidir.

Eserleri

Tarihçiler ?bn Teymiye’nin eserlerinin yakla??k 300 cildi buldu?unu belirtmi?se de bu eserlerin tümü bugüne ula?amam??t?r.

Akaid konusunda bugüne ula?m?? yakla??k 20 risalesi mevcuttur. Bu risalelerinin bir k?sm? ile baz? küçük kitaplar, Mecm’uatü’r-resâil ismi alt?nda bas?lm??t?r.

Hristiyanlara ?slam dinini anlatmaya çal??t??? ve çe?itli Hristiyan doktrinlerini ele?tirdi?i el-Cevabu’s-sahih limen beddele dine’l-Mesih isimli ünlü bir eseri vard?r.

F?k?h konusunda birçok eseri bulunur, risalelerinden bir k?sm? Mecm’uatü’l-fetâva ismi alt?nda bas?lm??t?r.

Siyasi konularda es-Siyasetu’?-?er’iyye fî ?slâhi’r-Râî ve’r-Ra’?yye ve el-Hisbe fi’l-?slâm en önemli eserleridir.

Bunlar?n d???nda tefsir, mant?k ve cedel konular?nda çe?itli eserleri bulunur. Nakdu’l mant?k ve ?iaa rafizilerin görü?lerini cörütmede en sahih kaynak olan Minhacü’s-sünne ünlü eserlerindendir.

Notlar

[?eyhulislâm ?bni Teymiyye ‘nin Eserleri: http://www.ibniteymiyye.com]

?bn-i Haldun

?bn-i Haldun büyük ?slâm tarihçisi, k?râat ve f?k?h alimi, devlet adam?, sosyolog. ?smi, Abdurrahmân bin Muhammed Hadramî, künyesi Ebû Zeyd, lakab? Veliyyüddîn’dir. Aslen Yemen’in Hadramut ?ehrinden oldu?u için Hadramî, âilesi Tunus’a hicret etmeden önce Endülüs’ün ??biliyye ?ehrinde oturduklar?ndan ??bilî isimleriyle de an?ld?. 1332 (H. 732) senesinde Tunus’ta do?du. 1406 (H. 808) senesinde Kâhire’de vefât etti.

?bn-i Haldûn, çocuklu?undan olgunluk ya??na gelinceye kadar, babas? Muhammed Vâbilî’nin nezâretinde yeti?ti. Ondan terbiye görüp, ilim ö?rendi. Önce Kur’ân-? kerîm’i ezberledi. O zamân?n en me?hur k?râat âlimi olan ?eyh Ebû Abdullah Muhammed bin Bezzâl-i Ensârî’den k?râat-i seb’a’y? ö?rendi. Arap dili ve edebiyât?n? babas? ile Muhammed el-Arabî, Muhammed ?evva? ve Ebû Abbâs Ahmed bin Kassâr’dan ö?rendi. F?k?h ve hadis ilmini; ?emseddîn Ebû Abdullah Muhammed bin Câbir, Ebû Abdullah Muhammed bin Abdullah, Ebû Kâs?m Muhammed Kusayr’dan okudu. Bunlardan ba?ka, zamân?ndaki me?hur âlimlerin ilim meclislerine devâm edip, bilgi edep ve fazîletlerinden istifâde etti. Her birinden icâzetnâme (diploma) alarak, aklî ve naklî ilimlerde âlim oldu.

?bn-i Haldûn, ilimde ?öhret ve fazîlet sâhibi olmas? sebebiyle, zamân?n hükümdârlar?nca takdir edilip sevildi ve önemli vazifelere tâyin edildi. Yirmi ya?lar?nda Tunus Hükümdâr? Ebû ?shak’a kâtib oldu. Sohbetlerine hayrân kalan, Fas hükümdâr? Ebû ?nân, 1349 senesinde Fas’a dâvet ederek, ni?anc?l??a, her türlü yaz??ma, kânun ve nizâmlar?n tanzim ve tasdikine memur etti. Böylece onun yak?n adamlar?ndan oldu. Fakat, onun bu derece yükselmesini çekemeyenler, sultana çe?itli ?ikâyetlerde bulunarak, suçsuz oldu?u hâlde, 1360 senesinde hapse at?lmas?na sebeb oldular. Fas sultân?n?n vefât?na kadar hapiste kald?. Sonra sultân?n veziri hapisten ç?kar?p eski görevine tâyin etti. Fas’?n idâresi Sultan Ebû Sâlim’in eline geçince ona önce ni?anc?l?k, sonra da zabtiye ve dâvâlara bakma vazifesini verdi. Sultân?n ölümünden sonra, vezir Ömer bin Abdullah hükümdâr oldu. Bu vezirle aralar?nda so?ukluk hâs?l olunca, ?bn-i Haldûn Fas’tan ayr?larak Endülüs’e gitti. Endülüs Sultân? Ebû Abdullah bin Ahmed, onu büyük bir alâkayla kar??lad? ve bir müddet ilminden istifâde etti. Daha sonra Bicâye Sultân? Ebû Abdullah dâvet ederek, merâsimle kar??lad? ve memleketinin idâresini ona teslim etti.

Bu s?rada da?larda ya?ayan Berberî e?k?yâlar? isyân hâlindeydi. ?bn-i Haldûn bizzat e?k?yâlar?n üzerine yürüdü. Bâzan yumu?akl?k ve ?efkatle bâzan da ?iddetle muâmelede bulunarak, âsîlerin hakk?ndan geldi. Bicâye hükûmetinin durumunu düzeltmek üzereyken Sultân Ebû Abdullah öldürüldü. Tlemsan Hükümdâr? Ebû Hamun’un dâveti ile 1371 senesinde Bicâye’de Biskrâ ?ehrine vard?. Burada da bâz? görevlerde bulunduktan sonra, Benî Tucin ilinde, “Selâmeo?ullar? Kalesi” ad?yla tan?nan ?ehre gitti.

Devlet memûriyetlerini b?rakarak bir kö?eye çekilip, ilim ve ibâdetle me?gul oldu. Bu kalede dört sene kald?. Bu müddet içinde ilim âlemince takdir edilen mühim eseri Mukaddime’yi yazd? ve eserini 1378 senesinde Tunus Sultân? Ebû Abbâs’a takdim etti. Tunus Sultân?, Mukaddime’de ortaya koydu?u usûller çerçevesinde, bir de târih kitab? yazmas?n? ricâ etti. Bundan sonra da umûmî târihi yazd?.

Hacca gitmek maksad?yla Tunus’tan ç?k?p M?s?r’a gitti. Kâhire’de talebelerin ricâs?yla Câmi-ul-Ezher’de ders okutmaya ba?lad?. K?sa zamanda ?öhreti yay?ld? ve Ezher Medresesine müderris (profesör) oldu. 1384 senesinde de kâd?l??a tâyin edildi. ?ki sene kadar bu vazifede kald?. Âdil kararlar? ile herkesin sevgisini kazand?. Büyük bir ?slâm hukukçusu olarak tan?nd?. Kendisini çekemeyenlerin ?ikâyeti üzerine, sultân?n huzûrunda onlarla muhâkemeye ç?kt?. Has?mlar?n?n iddiâlar?n? kesin delillerle çürüttü. Bu hâdiseden sonra kâd?l??? b?rakt?. Bir müddet daha ders okuttu. Tîmûr Han ?am’? al?nca, onunla görü?üp hürmet ve ikrâm?na kavu?tu.

Ömrünün son senelerini M?s?r’da geçiren ?bn-i Haldûn’a, Sultan Nâs?reddîn Ferec devrinde de hürmet ve sayg? gösterildi. Sultan Sâlih’in türbesinin yan?ndaki medresede f?k?h ve hadis dersleri okuttu ve defâlarca Mâlikî kâd?l???nda bulundu. Kâd?l??? esnâs?nda, 1406 senesinde Kâhire’de vefât etti. Nasr kap?s? d???nda Sofiyye Kabristan?na defnedildi.

?bn-i Haldûn, sosyoloji ilminin kurucusu olarak tan?nm??t?r. O, sosyoloji ilmine ?lmu Tabiat-il-Umrân ad?n? vermi?tir. ?nsanlar?n cemiyetler hâlinde birbiriyle yard?mla?arak memleketlerini îmâr etmelerini ve ya?ay??lar? için gereken geçinme vâs?talar?n?, sebepleri ve âletleri haz?rlamalar?n? “umrân” kelimesiyle ifâde etmi?tir. Kendinden önce sosyoloji ilmine temas edenlerden farkl? olarak, bu ilmin, siyâset, ahlâk, hitâbet ve ba?ka ilim ve fen cümlesinden olmay?p kendi ba??na bir ilim oldu?unu ortaya koymu?tur.

?bn-i Haldûn’un sosyoloji ilmi ile ilgili görü? ve dü?ünceleri me?hur Mukaddime kitab?ndad?r. Bu kitap, yazd??? târih kitab?n?n önsözü mâhiyetinde olup, iki cilt hâlindedir. ?bn-i Haldûn, târih ilminde belli metodlar bulunmas?n? ve târih yazarlar?n?n bu metodlara uymas?n? aç?klamal? bir ?ekilde misallerle yazm??t?r. Gördü?ü ve ya?ad??? siyâsî hâdiseler, sultânlar ve idârecilerle irtibât hâlinde bulunmas? eserin yay?lmas?nda büyük rol oynam??t?r. ?bn-i Haldûn yine, psikolojiyi târihe uygulayan ilk ilim adam?d?r.

?bn-i Haldûn’un manzûme, risâle, ?bn-i Rü?d ve Fahreddîn Râzî’nin eserlerine yazd??? özetlerin yan?nda, matematik ve mant??a dâir eserleri de vard?r. Fakat bunlar günümüze kadar gelememi?tir. Günümüze ula?an tek eseri yedi ciltlik Kitâb-ul-?ber’dir. Bir târih kitab? olan bu eser, üç bölümden meydana gelmi?tir. Birinci bölüm, Mukaddime’dir. ?kinci bölümde Araplar?n târihi yan?nda, Sûriye, Pers, Yahûdî, K?pt, Yemen, Roma, Türk ve Frankl?lar târihi; üçüncü bölümde ise Berberîlerin ve güney Afrika’daki Müslüman hânedânlar?n târihi anlat?lmaktad?r. Eser, inceleme ve ara?t?rma yönünden emsâlsizdir. Bütün Avrupa târihçilerinin birçok konularda mürâcaat ettikleri ana kaynakt?r. Yedi cilt hâlinde M?s?r’da bas?lm??t?r.

Bu târih kitab?n?n giri?i olan Mukaddime ba?l? ba??na me?hur bir eserdir. Çe?itli yönleriyle insan cemiyetlerinin târif ve aç?klamas? ile ba?layan Mukaddime, alt? bölümden ibârettir. Birinci bölümde medeniyet; ikinci bölümde göçebe ile ?ehirli kültürlerinin kar??la?t?r?lmalar?, z?tl?klardan ortaya ç?kan çat??malar?n sosyolojik târihî sebepleri ve sonuçlar?; üçüncü bölümde hânedânlar, krall?klar, halîfeler, sultanlar?n asâlet s?ralamas?, idârenin temelleri, bâz? H?ristiyan ve Yahûdî olanlar da dâhil olmak üzere çe?itli mevzûlar?n aç?klanmas?; dördüncü bölümde köy ve kasabalardaki hayâta dâir mü?âhadeleri; be?inci bölümde geçim araçlar?, meseleler, sanat ve ticâret, i? hayât?, zirâat, d?? ticâret, in?âat; alt?nc? ve son bölümde ise çe?itli bilimler, ö?renme ve ö?retme, psikoloji ve bilimlerin s?n?fland?r?lmas? anlat?lmaktad?r.

Mukaddime, de?i?ik konular ve bilgiler hakk?nda bir hazînedir. Özellikle ?bn-i Haldûn’un kulland??? araçlar?n antik ve ortaça? bat? târihçi ve sosyologlar?na çok farkl? gelmesi, bu eseri onlara çok de?erli k?lm??t?r. Bâz? bat?l? târihçiler taraf?ndan ortaça??n en önemli eseri olarak görülen bu kitap, târihî metodlar? aç?klayan modern bir el kitab?na benzemektedir.

Mukaddime’nin ilk iki k?sm? ?eyhülislâm Pîrîzâde; üçüncü k?sm? da Cevdet Pa?a taraf?ndan; daha sonraki y?llarda ise, ba?ka mütercimlerce tercüme edilerek yay?nlanm??t?r. Târihinin bir k?sm?n? da Sabîhî Pa?a tercüme etmi?tir. Bu eserler, ayr?ca Avrupa dillerine de çevrilmi?tir. Bu kitaplar?ndan ba?ka eserleri de oldu?u rivâyet edilen ?bn-i Haldun’un mûteber olmayan görü? ve fikirleri de vard?r.

?bn-i Haldûn, Anadolu’da Kâtib Çelebi taraf?ndan tan?t?ld?. Nâimâ, Pîrîzâde Mehmed ve Ahmed Cevdet Pa?a gibi Osmanl? târihçilerinde ?bn-i Haldûn’un tesirleri görüldü. Bat? dünyâs? ise ?bn-i Haldûn’la 19. as?rda tan??abildi. ?lk defa Hammer 1812 senesinde onun önemini anlam?? ve onu“Arap Montesquiesü” olarak isimlendirmi?tir. Bat? taraf?ndan tan?nmas?, ?slâm dünyâs?nda ününü bir kat daha artt?rm??t?r.

Kaynak Rehber ansiklopedisi

?bn Rü?t

Averroes

?bn Rü?d, tam ad? EBU’L-VEL?D MUHAMMED B?N AHMED B?N MUHAMMED B?N RÜ?D, Latince AVERRHOES, (d. 1126, Kurtuba Cördoba -ö. 1198, Marake?), ?slam gelenekleriyle Yunan dü?üncesini bütünle?tiren büyük din felsefecisi. Aristoteles’in birçok yap?t? ile Platon’un Politeia’s? (Devlet, 1942, 1946) üzerine yorumlar?n?n yan? s?ra kelam bilginlerine kar?? felsefeyi savunmay? amaçlayan özgün yap?tlar? arac?l???yla yüzy?llar boyunca Bat? dü?üncesini derinden etkilemi?tir. Ba?l?ca yap?tlar?, ?ariat ve felsefe aras?ndaki uyumu konu ald??? Faslü’l-Makal, tan?tlama yöntemlerini inceledi?i Ke?fü’l-Menahicü’l-Edille ve Gazali’nin islam filozoflar?na yönelik ele?tirilerini yan?tlad??? Tehafatü’t-Te-hafüftüt.

Seçkin f?k?hç?lar yeti?tirmi? Kurtubal? bir ailenin o?luydu. Tefsir, hadis ve f?k?h e?itiminin yan? s?ra t?p ve felsefe ö?renimi gördü. Bir süre Fas’ta bulunduktan sonra 1169/70’te ??biliye (Sevilla) kad?l???na getirildi. Bir olas?l?kla 1182’de, Murab?tlar döneminde büyük babas? Ebu Velid Muham-med’in de bulundu?u Kurtuba ba?kad?h??na atand?. Ünlü filozof ve hekim ?bn Tufeyl’in ölümünden sonra onun yerine Halife Ebu Yakub Yusuf’un, sonra da onun ard?l? Ebu Yusuf Yakub’un özel hekimli?ine getirildi.

?bn Tufeyl 1169’da ?bn Rü?d’ü, felsefeye büyük ilgi gösteren Ebu Yakub’a takdim etmi?ti. Bu görü?meden sonra ?bn Rü?d’ü de?erli arma?anlarla ödüllendiren halife bir süre sonra dü?ünürden Aristoteles’in felsefesinin do?ru bir yorumunu kaleme almas?n? istedi. Bunun üzerine ?bn Rü?d 1169-95 aras?nda Aristoteles’in birçok yap?t? üzerine yorumlar yazd?, baz?lar?n? da özetledi. Ayr?ca Platon’un Devlet’i üzerine bir yorum kaleme ald?. ?bn Rü?d’ün yorumlar?n?n tümü daha sonra Aristoteles’in yap?tlar?n?n Latince bas?mlar?n?n ayr?lmaz bir parças? oldu. Dü?ünür bu yorumlar? haz?rlarken, ilkça? yorumcular?ndan Themistios ile Aph-rodis?asl? Aleksandros’tan ve Farabi, ibn Sina, ?bn Bâcce gibi ?slam felsefecilerinin yap?tlar?ndan ele?tirel biçimde yararlanm??t?. ?bn Rü?d, güçlü gözlem yetene?iyle Aristoteles’in do?a bilimleriyle ilgili yap?tlar?n? da yorumlad?.

Felsefe savunusu. ?bn Rü?d’ün ilk özgün yap?t? 1162-69 aras?nda kaleme ald??? genel t?p kitab? el-Külliyat fi’t-T?b’d?r (Latince Colliget). F?k?h yap?tlar?n?n pek az? korunabilmi?, kelam yap?tlar?n?n hiçbiri bugüne ula?mam??t?r.

?bn Rü?d, 1179-80 y?llar?nda ba?lant?l? biçimde kaleme ald??? üç temel yap?t?ndan Fasl ve Menahic’de ?u temel sav? öne sürer: Peygamberlere indirilen ?eriat?n içerdi?i ö?retileri, diyalektik tart??ma yöntemini kullanan kelamcüar de?il, ancak tan?tlama ve tas?m yöntemini izleyen felsefeciler gere?ince yorumlayabilir. Dinsel inançlar?n do?ru ve içsel (batini) anlam?n? saptamak felsefenin görevidir. Bu anlam, Kuran’da yaz?lanlar?n düz, d??sal (zahiri) anlam?n? benimsemek zorunda olan kitlelere aç?klanmamal?-d?r. ?bn Rü?d’e göre Aristoteles’in tamtlay?-c?, tart??mac? (diyalektik) ve söylevçi dü?ünme biçimleri aras?nda öngördü?ü ayr?m, s?ras?yla filozoflar, kelamc?lar ve kitleler için geçerlidir.

Tehafatü’t-Tehafüt ise do?rudan Gazali’ nin Tehafatü’l-Felasife (Filozoflar?n Tutars?zl???, 1981) adl? yap?t?n? hedef al?r. ?bn Rü?d’ün bu yap?t?ndaki ate?li ve parlak felsefe Savunusuna kar??n felsefenin ?slam dünyas?nda eski sayg?nl???na kavu?amamas?-n?n nedenlerinden biri, ?spanya ve Kuzey Afrika’daki ortam?n kurgusal dü?ünce için çok elveri?siz olmas?d?r. Öte yandan ?bn Tumart’?n (1078-1130) reformlar? sonucunda f?k?h ve kelam bilginlerinin a??rl?k kazanmas? f?k?h ve kelam geleneklerine yönelik ele?tirilerin etkisini zay?flatm??t?r.

?bn Rü?d, Devlet yorumunu ithaf etti?i Ebu Yakub’dan gördü?ü deste?i özellikle övgüyle belirtir. Ama felsefi ara?t?rmalar? boyunca, ba?naz kitleler üzerinde büyük nüfuzu olan f?k?hç?lar?n ve kelan?c?lann ?iddetli tepkisiyle kar??la?m??t?r. ?spanya’daki H?ristiyanlara kar?? aç?lan cihad s?ras?nda Ebu Yusuf’un, ?bn Rü?d’ü saraydaki görevinden alarak 1195’te Elisâne’ye (Lucena) sürgün etmesinin nedeni belki de bu tepkilerdir. Halife, ko?ulsuz bir ba?l?l??a ve halk deste?ine gereksinim duydu?u bir dönemde bu yolla kelamc?lan yat??t?rmak istemi? olabilir. Ama ?bn Rü?d çok geçmeden eski sayg?nl???n? elde etmi?, Ebu Yusuf’un Mara-ke?’e dönmesinden sonra yeniden halifenin huzuruna ça?r?lm??t?r. Öldü?ünde Mara-ke?’e gömülmü?, daha sonra Kurtuba’daki aile mezarl???na getirilmi?tir.

Günün hükümdar?n?n felsefeye ki?isel bir yak?nl?k duymas?na ve filozoflarla dost olmas?na kar??n felsefenin devlet eliyle d??lanmas?, filozoflar?n bask? alt?nda tutulmas?, hatta yap?tlar?n?n yak?lmas?, ?eriat uygulamas?n?n gerektirdikleri d???nda dind??? bilimlerin yasaklanmas?, ?slam tarihinde ender rastlanan bir olgu de?ildir. Devlet yorumunda, Fasl ile Tehafatü’t-Tehafüt ve özgün felsefe yaz?lar?nda görüldü?ü gibi ?bn Rü?d’ün kelamc?lara kar?? felsefeyi bütün ya?am? boyunca y?lmadan savunabilmesinde ku?kusuz iki halifeden gördü?ü deste?in de pay? vard?r. ?ki halifenin ibn Tumart’?n kelam sisteminden giderek so?umalar? ve a??rl?kl? olarak ?eriatla ilgilenmeleri de büyük olas?l?kla ?bn Rü?d’e yard?m etmelerinde etkili olmu?tur.

Dü?üncesinin ba?l?ca yönleri. ?bn Rü?d’ün dinsel ve felsefi incelemeleri ile Devlet yorumunun kar??la?t?r?lmas?, dü?ünürün ?eriat kar??s?ndaki tutumunun temelinde yatan birli?i sergiler. Bu tutum onun felsefe ve Platon’un filozof kral?n?n koydu?u yasa (nomos) kar??s?ndaki tutumunu da belirler, ibn Rü?d için yaln?zca bir hakikat, ?eriat?n hakikati vard?r. Felsefecinin arad??? hakikat de bundan ba?ka bir ?ey de?ildir. Genellikle ?bn Rü?d’e dayand?r?lan çifte hakikat kuram?n? gerçekte o de?il, Latin ?bn Rü?dcüler geli?tirmi?tir. Dinin kitleler, felsefenin ise felsefeciler için oldu?u görü?ü de ?bn Rü?d’e dayand?r?lamaz. Çünkü dü?ünür dinin bütün s?n?flar? ba?lad???n?, ?eriat?n bütün inananlar için tek hakikat oldu?unu, dinin ödül, ceza ve öbür dünyayla ilgili ö?retilerinin, düz anlat?m?yla kitlelerce oldu?u kadar seçkinlerce de benimsenmesi gerekti?ini aç?kça ve ku?kuya yer b?rakmayacak biçimde vurgulam??t?r.

Aristoteles’in kuramsal (fizik ve metafizik) ve k?lg?sal (etik ve siyaset) felsefe ayr?m?n? benimseyen ?bn Rü?d’e göre ?eriat felsefenin her iki türüne de yetkinle?meyi ö?retir. Tehafüt’te “?eriat?n hakikatle ba?da?t??? ve insana tüm varl?klar?n mutlulu?unu güvence alt?na alacak eylemlerin bilgisini sundu?u” vurgulan?r. En yüksek iyi olan mutluluk, siyaset biliminin de ere?idir. Bir Müslüman olarak ?bn Rü?d, bütün inananlann bu dünyada ve öbür dünyada mutlulu?a eri?ebilece?ini belirtir. Ama Platon’un ö?rencisi olarak, dü?ünsel yetkinli?e ancak felsefecilerin ula?abilece?ini de ekler. Buna kar??l?k ?slam devleti, Tanr? taraf?ndan vahyedildi?i için Yunanl?lar?n nomas’undan daha üstün yasalara dayan?r ve bu nedenle kitlelerin de mutlulu?unu sa?lar. ?bn Rü?d her müminin ancak dü?ünsel yetenekleri ölçüsünde mutlu olabilece?ini savunmakla birlikte, Devlette çiftçiler ile öbür i?çilerden olu?an en ast s?n?fa haks?zl?k etti?i için Platon’u ele?tirir. Ona göre yaln?zca islam ?eriat? bütün inananlann gereksinimlerine özen göstermektedir. ?eriat, felsefi dü?ünceye izin verir, çünkü inanan?n Tanr?’y? bilmesini ister. S?radan müminin bu bilgiyi edinebilmesini amaçlayan e?retilemelerin içsel anlam?n? ise ancak tan?tlama sanat?n?n yard?m?yla felsefeciler kavrayabilir. Bu noktada gerçekte bütün ?slam felsefecileri ayn? görü?tedir; ?eriat?n tanr?sal vahiyden kaynaklanan kusursuzlu?unu hepsi kabul eder; yaln?zca ?bn Rü?d ?eriat? nomos’tan da üstün sayar.

?bn Rü?d, Platon’un filozof-kral? gibi felsefecinin de din ö?retilerini do?ru inançlar? elde edecek biçimde yorumlama (tevil) ayr?cal??? (Tanr? taraf?ndan verilmi? bir görevi) bulundu?unu vurgular. Bununla birlikte, ?eriat?n insan anlay???n? a?an, vahyedilmi? bir. hakikat ta??d??? için de tüm inananlar?n benimsemesi gereken ö?retiler içerdi?ini kabul eder. Filozoflar, t?pk? kitleler ve filozoflarla kitleler aras?nda yer alan kelam-c?lar gibi ?eriatla kesin olarak ba?lanm??t?r. Ama filozoflar ussal kan?tlarla çeli?en nass-lar? kabul etmek zorunda de?ildir. Dolay?s?yla, örne?in Aristoteles maddenin öncesizli?ini tan?tlad???na göre, filozof yoktan var etme inanc?n? yads?yabilir; yarat?l?? süregi-den bir süreçtir. Yürürlükteki yasa ve kurallar?n geçerli oldu?u kat? f?k?h çerçevesinde bile Müslümanlar? yaln?zca bilginlerin görü? birli?i (icma) ba?lad???na göre, yarat?l?? gibi hakk?nda görü? birli?i bulunmayan kuramsal konularda ba?lay?c?l?k yoktur. Buna kar??l?k Tanr? inanc?nda antropomorfizm ussal bak?mdan savunulamayaca??na göre, Kuran’da Tanr?’y? bedensel terimlerle betimleyen ifadelerin e?retileme yoluyla tevil edilmesi zorunludur. Tanr?’n?n, tikelleri de?il de yaln?zca tümelleri mi bildi?i sorusunu ise ?bn Rü?d, Tanr?’n?n tikelleri bildi?i, ama bu bilginin insan bilgisinden farkl? oldu?u biçiminde yan?tlar.

?bn Rü?d ?eriat ile Yunan felsefesi aras?nda bir sentez kurma gelene?ini sürdürmekle birlikte, önceki dü?ünürleri bu bak?mdan büyük ölçüde a?ar. Platon’un siyasal felsefesini Aristoteles’in katk?lar?yla benimser ve bu felsefeyi ?slami devlet için de geçerli sayar. Ça??n?n Murab?t ve Muvahhid devletlerini Platon’un görü?leri çerçevesinde ele?tirir; çünkü felsefecinin hükümdar olamamas? durumunda, siyaseti ideal devlet do?rultusunda etkilemeye çal??mas? gerekti?ine inan?r. Örne?in Devletteki yurtta? e?itli?i ile kar??la?t?r?ld???nda kad?n?n ?slam devletlerindeki konumundan kayg?yla söz eder. Ona göre kad?nlar?n yaln?zca çocuk do?urmak ve yeti?tirmek için kullan?lmas? ekonomi için zararl?d?r; devletin yoksullu?undan bu olgu sorumludur.

?bn Rü?d, kendisine göre sahte dü?ünürleri, özellikle kelamc?lar? Platon’un kar??s?ndaki sofistlere benzetir. Onlar? ?slam?n ar?l??? ve devletin güvenli?i için gerçek bir tehlike olarak görür; devletin, kelamc?lar?n kendi inançlar?n? ve görü?lerini kitlelere aç?klamalar?n? yasaklamas?n? önerir. Ona göre ke-lamc?lar kitlelerin zihnini buland?rarak bid’a-ta, f?rkala?maya ve küfre yol açarlar.

A??rl?kl? olarak Farabi’nin Platon’un siyasal felsefesine getirdi?i yoruma dayanan ibn Rü?d Devlefi Aristoteles’in yakla??m?yla inceler. Ona göre Aristoteles’in Ethika Ni-komakheia’s? (Nikomakhos’a Etik) siyaset biliminin ilk, kuramsal bölümünü olu?turur. Bu nedenle Platon’un yaln?zca kuramsal önermeleriyle ilgilenir. Devletin II-IX. kitaplar?n? ayr?nt?l? biçimde yorumlar. Platon’ un diyalektik tart??malar?n?, özellikle yap?ttaki masal ve efsaneleri yorumunun d???nda b?rak?r. Yorumunda Aristoteles’in Ana-lytika ustera {Birinci Analitikler, 1963), Peri psykhe (AnimaIRuh Üzerine, 1990), Physi-ke (Fizik) ve Ethika Nikomakheia adl? yap?tlar?ndan yararlan?l?r. Do?al olarak, Eski Yunanl?lar?n pagan kavramlar?n?n ve kurumlar?n?n yerine Islama özgü kavramlar? koyar. Bu arada Platon’un ?iir (Homeros) ele?tirisini izleyerek ?slam öncesi Arap ?iirine kar?? ç?kar.

?bn Rü?d, ?eriat?n nomos’îan üstün oldu?u görü?ünden ayr?lmaks?z?n, Platon’un (Aristoteles’in yard?m?yla yorumlad???) genel yasalar? ile ?eriat aras?nda büyük bir çak??ma förür. Farabi gibi o da Platon’un filozof ral?n? ?slamdaki imam (devlet ba?kan?) kavram?yla özde?le?tirir, ama ideal hükümdar?n ayn? zamanda peygamber mi olmas? gerekti?i sorusunu yan?ts?z b?rak?r. Çünkü içten bir Müslüman olarak, Hz. Muhammed’ in son peygamber oldu?una inan?r. Ayr?ca Hz. Muhammed’i öbür peygamberlerden ay?rt eder, öteki ?slam filozoflar?n?n peygamberli?i sudur yoluyla aç?klamalar?n? yads?r. ?bn Rü?d’ün bütünüyle Aristoteles’e ba?l? kalan “ak?l” (us) kuram?nda da sudur anlay???n?n hiçbir izine rastlanmaz. ?bn Rü?d’ ün yap?tlar? aras?ndaki bütünlük ona belirgin dinsel bir nitelik kazand?r?r. Ortaça??n sonlar?nda ve Rönesans boyunca baz? H?ristiyan felsefeciler de ?bn Rü?d’ûn Aristoteles yorumuna dayal? ö?retiler geli?tirmi?lerdir. Latin ?bn Rü?dcülü?ü olarak adland?r?lan bu ö?retilerin temel önermesi, usun ve felsefenin, inanca ve inanca dayal? bilgiye üstünlü?üdür.

?bn-i Sina

 

 

<p>Bat?l?lar?n Avicenna dedi?i ?bn-i Sina’n?n temsili bir resmi”/></p>
<p><strong>?bn Sina</strong>, tam ad? <strong>EBU AL? EL-HÜSEY?N B?N ABDULLAH B?N S?NA</strong>, Latince <strong>AVICENNA</strong> (d.980,</p>
<div id=