Teheccüd vakti nedir

0
124 views
Açık Kaynak Kodlu Yazılım Ne Demektir, Ne İşe Yarar, Farkı Nedir
Açık Kaynak Kodlu Yazılım Ne Demektir, Ne İşe Yarar, Farkı Nedir

Bu yazıda Teheccüd vakti nedir ne demektir gibi konularda detaylı bilgiler yer almaktadır.

Teheccüd namazının vakti ne zamandır ve nasıl kılınır?

Soru

Teheccüt namazına gece 2-3 arası kalksak olurmu normal namaz gibimi kılıcaz örn 4 rekatsa farz ve sunnette nasılsa bunudamı aynı kılıcaz?

Cevap

Teheccüd ile ilgili kısa bilgi verdikten sonra geniş açıklama yapmayı uygun görüyoruz:

Teheccüd namazının vakti ile ilgili olarak gelen rivayetlerde gecenin ortası veya son kısmının namaz, dua ve istiğfarla ihya edilmesi tavsiye edilmiştir. Konuyla ilgili fiili sünneti anlatan çok sayıdaki rivayetlerde, Peygamberimizin (asm) yatsıyı kılıp vitri kılmadan uyuduktan sonra gecenin ortalarına doğru veya ortasından hemen sonra uyandığı, ondan sonra ibadete başladığı, bir süre namaz kıldıktan sonra vitir namazını ve daha sonrada sabah namazının sünnetini kıldığı ifade edilir.

Uyanamamaktan korkan kişi vitir namazını kılıp ondan sonra yatması daha uygundur. Teheccüd namazı kılındıktan sonra yatılıp tekrar sabah namazı için kalkılabilir. Bunda bir mahzur yoktur.

Teheccüd namazı, yatsı namazından sonra bir miktar uyuyup kalkınca kılınan bir gece namazıdır. İslâmın ilk devirlerinde henüz beş vakit namaz farz kılınmadan önce teheccüd namazı bütün mü’minlerin üzerine farzdı. Miraç’la birlikte beş vakit namazın farziyeti sâbit olunca, teheccüd namazı ümmet için nâfile bir namaz olarak kalırken, bir peygamber hassası olması cihetiyle sadece Peygamberimiz (a.s.m.) için farziyeti devam etti. Bu da İsrâ Sûresinin 79. âyetinde beyan edilmiştir. Çünkü sadaka ve zekât almaması ve nikâh gibi mazı meselelerde sadece Peygamberimize (asm) has, onun zatına mahsus ibadetler vardır. Teheccüd namazı da bunların içine dahildir.

Bu namaz iki rekâttan sekiz rekâta kadar kılınabilir. Yani, imkân nisbetinde iki, dört, altı ve sekiz rekât olarak kılınabilir. Mutlaka sekiz rekât kılınacak diye bir mecburiyet yoktur. Bu namazı insan kendi evinde kılabildiği gibi, gece çalıştığı iş yeri, fabrika gibi yerlerde uygun bir vakitte de kılabilir.

Teheccüd namazının fazileti hakkında pek çok hadis rivayet edilmektedir. Bu hadislerden birisinin meâli şöyledir:

“Gecenin üçte birisi kalınca her gece Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şafak sökünceye kadar şöyle buyurur:

‘Kim Benden bir şey isterse ona vereyim. Kim Bana duâ ederse onun duâsına icabet edeyim. Kim istiğfar ederse, ona mağfiret edeyim.”

Hadisin râvisi Ebû Hüreyre Hazretleri şu cümleyi eklemektedir:

“Bunun içindir ki, Sahabiler gece sonunda namaz kılmayı gecenin evvelinden daha çok severdi.” (İbni Mâce, İkametü’s-Salât: 182)

Genel olarak gecelerin ibadetle ihyası sadedinde, hadis kitaplarında çok sayıda sahih sözlü ve fiili sünnet rivayet edilmektedir. Bu rivayetlerden bir kısmı, genel olarak gece namazlarının fazileti (Müslim, 1163; Tirmizi, 438…) ve Peygamberimizin (asm) gece namazlarını hiç aksatmadan kıldığına ve bu namazlarda namazın rükünlerini çok fazla uzattığına dairdir. (Buhari, Teheccüd, ; Ebu Davud, 874; İbn Mace, 897…) Bir kısmı ise, gecenin ortasının namazla ihya edilmesi, diğer bir kısmı gecenin son kısmının dua namaz ve istiğfarla ihya edilmesi ve bu ihyanın keyfiyeti hakkındadır. (Buhari, Teheccüd, Tecridi Sarih Tere. ve Şerhi, H.No: 590, 591, 592, 595…). (Peygamberimiz’in gece namazları hakkındaki farklı rivayetlerin tümü için bk., Tirmizi, eş-Şemailu’l-Muhammediyye, s.221-236; Bağavi, Şerhu’s-Sünne, IV/133-135).

Gece namazlarını Peygamberimizin (asm) nasıl, ne zaman, kaç rekat olarak kıldığına dair esasları öğrendiğimiz fiili sünnetle ilgili rivayetlerin büyük çoğunluğu da Peygamberimizin (asm) hanımlarından (annelerimizden), özellikle de Hz. Aişe (ra) annemizden nakledilmektedir.

Gecelerin namazla, dua ve istiğfarla ihyası hakkındaki hadislere ek olarak, bu hadislerden çıkartılabilecek esaslara da delalet eden, gece namazlarıyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’deki bir çok ayeti kerimede Peygamberimize (asm) hitaben sarih bir şekilde gecenin belli vakitlerinde kalkıp namaz kılmasının emredilmiş olmasını (Müzzemmil, 1-6; İsrâ, 79; Zariyat, 17-18;…) dikkate alan bazı alimlere göre, gece namazları Peygamberimiz’e (asm) farz (Hanefilerin dışındakilerin terminolojisine göre ise vacip) idi. Diğer bir kısım alimlerin görüşüne göre ise, gece namazları hem Peygamberimize (asm) ve hem de bütün Müslümanlara farz idi; daha sonra diğer Müslümanlardan farziyet kaldırılıp (neshedilip), sadece Peygamberimize (asm) has kaldı. Selef alimlerince ümmet için hâlâ vacib olduğu görüşü de ileri sürülmüştür. Bir başka görüşe göre ise, hem Peygamberimiz’e (asm) ve hem de diğer Müslümanlara farz olmayıp (özellikle) Peygamberimize (asm) sevabı diğer nafilelerden daha fazla olan nafile bir namaz (ziyade-i sevab ve fazilet), ümmetine ise, günahlara keffaret ve mağrifet vesilesi olan bir nafile namaz idi. Zira, sahih bir hadiste, Peygamberimiz (asm),

“Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” (Müslim, 1163; Tirmizi, 438…)

buyurmuşlardır. Gece namazının ümmete farz olmayıp nafile olduğunu kabul edenlerden de, bazıları bu namaza mendub (müstahab) derken, bazıları müekked sünnet demişlerdir.

İsra suresindeki konuyla ilgili ayeti kerimede, geceleyin kalkıp gece namazı kılma işi, teheccüd fiiliyle ifade edilmektedir. Arapça’da, hem uyumak, hem de uyanmak manalarında kullanılan teheccüd kelimesi, Kur’an’daki bu kullanımdan sonra, daha ziyade, gece uyanıp namaz kılmak manasında kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim, gece uyanıp namaz kılan kimseye de hecud denilmeye başlanmıştır. Daha sonra, şer’i bir terim olarak, farz, vacib ve teravih namazlarının dışındaki geceyi ihya için kılınan namazların tümünü ifade etmek üzere kullanılmaya başlanmıştır.

Acaba gece (teheccüd) namazları gecenin hangi vaktinde, yatsı namazından hemen sonra mı, yoksa bir süre uyuduktan sonra mı kılınır? Ayrıca, teheccüd namazı kaç rekat kılınır?

Teheccüd namazının vaktiyle ilgili olarak gelen rivayetlerde, gecenin ortası veya son kısmının namaz, dua ve istiğfarla ihya edilmesi tavsiye edilmektedir. Konuyla ilgili fiili sünneti anlatan çok sayıdaki rivayetlerde, Peygamberimizin (asm) (yatsıyı kılıp vitir’i kılmadan) uyuduktan sonra, gecenin ortalarına doğru veya ortasından hemen sonra uyandığı, ondan sonra ibadete başladığı, bir süre namaz kıldıktan sonra vitir namazını ve sonra da sabah namazının sünnetini kıldığı ifade edilmektedir. (Muvatta, Salatu ‘l-Leyl; Buharı, el-Amel fi’s-Salat, tim, Vudu’, Cemaa, Sıfatı’s-salat, Vitir…; Müslim, 763…).

Rivayetlerden bazılarında, Peygamberimiz’in (asm) gece uyandığı ifade edildiği için, müctehidlerden bazılarına göre, teheccüd namazı kılmak için yatsı namazından sonra uyumak, yani yatsı namazıyla teheccüd namazı arasına uyku girmiş olması şarttır. Bazılarına göre ise, böyle bir şart söz konusu değildir. Yatsı namazından sonra sabah namazının vakti girinceye kadar teheccüd namazı kılınabilir. Ancak bu konuda, Peygamberimiz (asm)’den  gelen sözlü ve fiili sünnet, yatsı namazından sonra uyuyup, gece yarısı veya daha sonra (gecenin son üçte biri) uyanıp, bir miktar rükünleri mümkün olduğunca uzatılarak teheccüd kılmak, sonra vitir namazını, daha sonra da sabah namazının sünnetini kılmak şeklindedir.

Bir çok rivayette de, Peygamberimizin (asm) vitir namazını gecenin son namazı olarak kılmayı (Buhari, Vitir; Müslim, 751…) vitiri sabah namazının sünnetinden biraz önce kılmayı (Tirmizi, 467; Ebu Davud, 1436…), gece uyanamamaktan korkanların ise, vitiri uyumadan önce kılmalarını (Müslim, 755) emretmektedir. Buna göre uyanamama korkusu olmayanlar için, yatsı namazından sonra uyuyup, gecenin belli bir vakti kalkıp teheccüd namazını, sonra vitir namazının ve sonra da sabah namazının sünnetini kılmak daha faziletlidir. Her gecenin son üçte birlik kısmından sabaha kadar kısımda, duaların kabul edildiği müstecab saat bulunduğuna (Müslim, 757) ve duaların mutlaka kabul edileceğine dair çok sayıda hadis rivayet edildiği için (Buhari, Teheccüd, Muvatta, Kur’an, 1,214; Müslim, 758, 2800,; Tirmizi, 446…), arada geçen süreleri de bol bol dua ve istiğfar ederek geçirmeye gayret etmelidir.

Peygamberimizin (asm) gece namazlarında kaç rekat namaz kıldığı konusunda farklı rivayetler vardır. Bu konuda özellikle Hz. Aişe (r.anha) annemizden gelen rivayetlerden, Peygamberimiz’in (asm) gece namazlarının rekatları ve kılış şekillerinin (ayakta veya oturarak kılması) O’nun sıhhat durumuna göre değiştiği anlaşılmaktadır. Kaç rekat kıldığına dair bir sayı belirtilen rivayetlerden bazılarında, genellikle bu sayıya vitir ve sabah namazının sünneti de eklendiği için vitir namazını rekat sayısıyla ilgili ihtilaflar sebebiyle teheccüdün rekatları konusunda da ihtilaf edilmiştir. Hz. Aişe (r.anha) annemiz, Peygamberimizin (asm) sıhhatli olduğu dönemlerde, gece uyandıktan sonra vitir ve sabah namazının sünnetiyle birlikte onüç rekat (sabah namazının sünneti hariç onbir rekat) namaz kıldığını ifade etmektedir. Bunları da uzun uzun rekatlarla dörder dörder kılıp sonra da üç rekat kıldığını, (Buharı, Teheccüd; Muvatta, Salatu’l-Leyl; Müslim; 738, 736…), bazı rivayetlerde ise her iki rekatta bir selam vererek kıldığını ifade etmektedir. (Müslim, 736…) Bir çok rivayette ise, Peygamberimiz (asm) teheccüde, iki hafif (kısa) rekatla başlamayı tavsiye ediyor. (Müslim, 767, 768; Ebu Davud, 1323…). Bazı rivayetlerde ise teheccüd namazı için sadece iki rekat geçmektedir. (Bağavi, IV, 18). Peygamberimiz’in (asm) yaşı ilerleyince zayıflayıp güçten düşmesiyle bu sayının dokuz ve yediye kadar düştüğünü söylüyor. (Buhari, Teheccüd; Müslim, 738, 746; Ebu Davud, 1362, 1363…)

Buna göre, teferruatla ilgili farklı görüşler bulunmakla birlikte, teheccüd namazının sekiz rekatla dört rekat arasında kılınabileceği konusunda İslâm alimleri arasında görüş birliği vardır. İki rekat olarak da kılınabileceği ifade edilmektedir.

Gece namazlarında okunacak yerler neler olabilir?

Peygamber Efendimizin (asm), gece namazında kıyamda uzun sûreleri okuduğu olurdu. Bunlar Bakara, Nisâ, Âl-i İmrân gibi sûreler olup, rükû ve secdeleri de uzun tutardı. Âyetlerin derin anlamları üzerinde düşünürdü. Namazların peşinden sık sık veciz dualar yapar, Allah Teâlâ’yı zikreder, bol bol tövbe ve istiğfar ederdi.

Burada ölçü şu olmalıdır:
Her zaman uygulayabileceğimiz, zamanımıza ve imkânımıza uygun bir okuyuş seçmeliyiz. Ama her zaman yapamasak bile çok müsait olduğumuz zamanlarda uzun sureler okuyabiliriz. Meselâ, her rekâtta kısa bir sure veya birkaç ayet okunabileceği gibi, müsait olunduğunda her rekâtta bir sayfa ya da Yasin, Fetih, Rahman, Tebâreke, Amme gibi sureler okunabilir.

Geniş bilgi için bk. Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi.

 

Teheccüd namazının vakti ne zaman başlar ve yatsıdan hemen sonra kılınır mı? Veya yatsı namazını geceye bırakıp teheccüdü onun arkasından kılmak olur mu?

Soru

Akşam namazından sonra yarım saat gibi kısa süreli uyuyup kalktığımda yatsı ile birlikte teheccüt kılabilir miyim? Teheccüt namazının tam vakti ne zaman başlar? Veya yatsı namazını kılmadan yattığımız zaman geceleyin kalkıp yatsı namazını kıldıktan sonra teheccüd namazı kılınabilir mi, yoksa yatsıyı kıldıktan sonra biraz uyumak gerekir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz;

Burada öncelikle, yatsı namazının vakti ve yatsı namazını kılmadan uyumanın hükmü hakkında bir açıklama yapılması gerekmektedir. Çünkü evvela soruda da ifade edildiği gibi, yatsı namazını gece üç gibi uyanarak kılmak uygun mudur, bunun bilinmesi gerekir. Bunu müteakiben de teheccüd namazının kılınmasına geçebiliriz.

“Hz. Peygamber, en faziletli amelin hangisi olduğunu soran sahabiye: “Vaktinde veya vaktinin başlangıcında kılınan namazdır” buyurmuştur. (Buhari, Mevâkît 162)

“Namazların ilk vaktinde Allah’ın rızası, son vaktinde ise Allah’ın affı vardır”. (Tirmizi, Mevâkît 13)

Aslında genel olarak yukarıdaki hadislerden de anlaşılacağı üzere namazları ilk vaktinde kılmanın müstehap olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte, Resülüllah’ın sünnetinde, bazı namazların mevsim, iklim, v.s. gibi bazı değişik durumlar nazara alınarak, vaktin evvelinden geciktirilerek kılınması daha faziletli sayılmıştır. Bununla ilgili olarak yatsı namazının vaktiyle ilgili gelen rivayetlerden bazıları şu şekildedir:

“Şüphesiz ki, Resûlüllah (A.S.) Efendimiz ateme (gecenin ilk üçte biri geçtiği vakit) diye söyledikleri vakte kadar yatsı namazını geciktirirdi ve yatsıdan önce uyumayı, ondan sonra konuşmayı (oturup sohbet etmeyi) hoş karşılamaz mekruh sayardı”. (Buhari, Mevakit 13-20,  Müslim, Mesacid 218-225; Nesâi, Mevakıyt 20)

“Bir gece, yatsıyı gece yarısına kadar (şatru’lleyl) tehir etti. Sonra yüzü bize dönmüş olarak yanımıza geldi -sanki şu anda yüzüğünün parıltısını görüyor gibiyim- ve şöyle dedi: “İnsanlar namazlarını kıldılar ve yattılar. Siz ise, namazı beklediğiniz müddetçe namaz kılma (sevabını alma)ktasınız.” (Buhârî, Mevâkît 25, 40; Müslim, Mesâcid 223)

“Eğer ümmetime sıkıntı vermeseydim, yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmelerini emrederdim”. (Tirmizi, Mevâkît 10)

Buna göre Hanefiler, yatsı namazını gecenin ilk üçte birine kadar geciktirmeyi müstehap, yarısına kadar geciktirmeyi mubah, gecenin yarısından sonra kılınacak yatsı namazı için ise, mekruh demişlerdir. Hanefi ulemasından bazısı buna tahrimen mekruh derken, diğer bazıları bunu tenzihen mekruh olarak görmüşlerdir. Fakat şunu ifade etmek gerekir ki, bu müstehaplık kış mevsimindedir. Yaza gelince zaten bu mevsimde geceler kısa olduğundan yatsı namazının önce kılınması müstehaptır.

Ayrıca burada yatsı namazının gecenin üçte birine kadar geciktirilmesinin müstehap olmasının hikmetine değinmekte fayda vardır. Abdullah İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bize, yatsı namazından sonra gece sohbetini kınamıştır, yani bize bunu yasaklamıştır.” (İbn Mâce, Salât 12) Görüldüğü gibi Efendimiz (s.a.s) yatsı namazından sonra, boş ve faydasız sohbetlerin yapılarak uyumanın geç vakte bırakılmasını hoş karşılamamıştır. Çünkü bu suretle kişinin sabah namazını kaçırması muhtemel olabileceği gibi, teheccüd namazına kalkması da zorlaşacaktır. Bir de nasıl ki, kişi gününe ibadet-ü taatle başlıyor, aynı şekilde gününün sonunu da böyle noktalamalıdır.

Bununla birlikte diğer Mezheplerin nokta-i nazarı daha farklıdır. Bunlardan Malikiler, müstehap olan namaz vakitleriyle ilgili yukarıda geçen genel ifadelerden yola çıkarak, her namazın ilk vaktinde kılınmasını daha faziletli görmüşlerdir. Şafilere göre ise sıcakta öğlenin serine bırakılması müstesna, diğer namazların ilk vaktinde kılınması müstehaptır. Hanbelîlere göre ise, yatsı namazı dışında kalan namazların ilk vaktinde kılınması daha faziletlidir.

Yatsı namazının gece namazı niyetiyle geceleyin kalkılarak kılınmak istemesine mukabil İmam-ı Rabbani (r.a) şöyle buyurmuştur:

“Bundan anlaşılıyor ki, yatsı namazını gece yarısından sonra kılmak ve böylece gece namazı sevabını da kazanmayı düşünmek, çok yanlıştır. Çünkü Hanefî mezhebindeki imâmlara göre “radıyallahü teâlâ anhüm” yatsı namazını gece yarısından sonra kılmak mekruhtur. Sözlerinden de, (Kerahet-i tahrîmiye= harama yakın mekruh) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü yatsı namazını gece yarısına kadar kılmak mubah demişlerdir. Gece yarısından sonra kılmak mekruh olur buyurmuşlardır. Mubahın karşılığı olan mekruh ise, tahrîmen mekruhtur. Şafiî mezhebinde gece yarısından sonra yatsıyı kılmak caiz değildir. Bunun içindir ki, gece namazı kılmış olmak için ve bu vakitte zevk ve huzur elde etmek için, yatsıyı gece yarısından sonraya bırakmak çok çirkindir. Böyle düşünen bir kimsenin, yalnız vitir namazını gece yarısından sonraya bırakması tavsiye edilir. Vitir namazını gece yarısından sonra kılmak müstehaptır. Böylece, hem vitir namazı müstehap olan vaktinde kılınmış olur, hem de gece namazı kılmak ve seher vaktinde uyanık bulunmak nimetlerine kavuşulmuş olur. O halde bu işten vazgeçmek ve geçmiş namazları kaza etmek lâzımdır.” (Mektubat-ı Rabbani, I, 29. Mektup)

Yatsının müstehap olan vaktini açıkladıktan sonra, şimdi de yatsı namazını kılmadan uyumanın hükmüne bakalım. Bu konuda Efendimiz (s.a.s): “yatsıdan önce uyumayı, ondan sonra konuşmayı (oturup sohbet etmeyi) hoş karşılamaz mekruh sayardı”. (Buhari, Mevakit 13-20,  Müslim, Mesacid 218-225; Nesâi, Mevakıt 20)

İçlerinde Hz. Ömer, İbni Abbas, İbn Ömer, İmam Malik gibi kişilerin bulunduğu ulemanın çoğunluğu yatsı namazını kılmadan uyumanın mekruh olduğunu söylemişlerdir.

Diğer taraftan; “Resûlüllah (s.a.s) Efendimiz yatsıyı gecenin üçte birine kadar geciktirdi, o kadar ki, Hz. Ömer (r.a.) kadınlar ve çocuklar uyudu, diye seslendi. Peygamber (A.S.) Efendimiz de onların (yatsı namazını kılmadan) uyuduklarını kınamadı”, gibi rivayetlere dayanan, içerinde İmam Azam, Hz. Ali ve Ebu Musa’nın bulunduğu bazı âlimler, uyuyup bir süre sonra uyanmayı itiyat haline getiren veya kendisini uyandıracak birisi bulunan kimselerin uyumasını mekruh görmemişlerdir. Bazı ulema da kişinin aşırı uykusu olması veya çok yorgun olması gibi durumlarda, namazını hakkıyla eda edemeyeceğinden biraz istirahat ettikten sonra kılabileceğini ifade etmişlerdir ki, namaz huşu ve hudu içinde ikame edilmesi gereken önemli bir ibadet olduğundan, kişinin böyle bir düşünceyle biraz uyuyup daha sonra namazını kılması -Allahu alem- mekruh değildir. Fakat burada da, namazı gecenin yarısından sonraya bırakmamaya dikkat etmelidir. (Gecenin uzunluğu hesaplanırken, güneşin doğuş ve batış saatleri hesaba alınmalıdır)

Şimdi yatsı namazıyla ilgili bu açıklamalardan sonra, teheccüd için faziletli olan vakte bakalım. Bu konuda gelen birkaç rivayet şöyledir:

“Aziz ve celîl olan Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kaldığında en aşağı semâya nüzul edip: “Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim? Benden isteyen bir kimse yok mu, ona (istediğini) vereyim? Benden af dileyen yok mu, onu affedeyim..” der.” (Buhârî, Teheccüd 14) (Gecenin yarısı geçtiğinde iner şeklinde de rivayetler vardır)

“Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır. Geceyi iki kısma bölersen son kısmı namaz için en faziletli vakittir. Eğer geceyi üçe bölersen ortası en faziletli vakittir” (Tecrid-i Sarih Terc. IV, 16).

Teheccüd, terim olarak namaz ve Allah’ı zikir için gece uyanmak manasında kullanılmıştır. Genellikle yatsı namazından sonra, daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra kılınan namaza gece namazı (salatü’l-leyl) denir. Gece uykusu bölünerek kalkıp kılınan namazlara ise teheccüd namazı denir. Tabiinin büyüklerinden Esved ile Alkame: “Teheccüd uykudan sonradır” demişlerdir.

Fukaha-i kiram teheccüd namazını gecenin sonuna doğru kılmanın fazileti üzerinde durmuşlardır. Nitekim bu konudaki Efendimiz’in (s.a.a) uygulamaları da bunu göstermektedir. Bu konuda bazıları, gecenin yarısından sonra derken, bazı ulema gecenin üçte ikisi geçtikten sonra demiş, bir kısmı ise geceyi altı dilime böldüğümüzde, dördüncü ve beşinci dilimlerini ibadetle geçirmenin fazileti üzerinde durmuştur.

Bu açıklamalar ışığında konuya yeniden bakacak olursak, teheccüd namazıyla ilgili yapılacak en güzel şey, yatsıyı kıldıktan sonra uyumak ve gecenin yarısı geçtikten sonra kalkıp bu ibadeti ifa etmektir. Fakat kişi bir mazeretten dolayı yatsıyı kılmadan uyuduysa, gecenin yarısı geçmeden kalkmalı ve yatsıyı kılmalıdır. Eğer yeniden kalkamayacaksa, teheccüd namazını da yatsıyı müteakip kılabilir. Aynı şekilde yatsıyı kılmak için kalktığında, gecenin yarısı geçmiş olursa, (mekruh olmakla birlikte) önce yatsı namazını, ardından da teheccüd namazını kılabilir. Hatta âlimlerimiz, devamlı teheccüd namazını kılan bir kişinin, eğer geceleyin kalkamayacağından korkarsa, yatsından sonra teheccüd niyetiyle namaz kılıp uyuyabileceğini ve inşallah bu namazın teheccüd yerine geçeceğini söylüyorlar. Özetle bütün ibadetlerin en güzel ve mükemmeli olduğu gibi teheccüd namazı için de aynı şeyi düşünebiliriz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here